09 Şubat 2010 Salı

altın vuruş?

Harita meridyenliydi ve ayaklarında ulaşım aracı olarak çorap - parmak arası terlik ikilisi vardı. Genelde kerpeten ve kolonyayla gezerdi. Verdiği büyük yeminlerin somut kanıtı adına koyduğu dişlerin acısını unutmak için öpüştürürdü mide asiti ve limon kokuluyu. Haritanın enlemleri vardı, 7. sınıftan öğrendiği. Ailesi eğitime önem verse de öğretmenler için bir sadizm objesiydi. Ve ilk bulduğu kağıda yazdı, "Sivriler, köreltilmeye mahkumdur." Aksini kanıtlamak adına verdiği söz için ortaya koyacak dişi olmadığından dilini çıkardı koydu.
Zaten şimdiye kadar hiçbir işe yaramamıştı.

25 Ocak 2010 Pazartesi

cinayet

Cazgır bir kadındı karın
Cevherlerimi keşfederken sen
Canına tak etti de çekti gitti esas kadının
Coşkuyla kutladım oysa sırtımdan vurulmuşum
Cenin pozisyonu bana göreymiş ağıtlarımda.

İğrendim senden benden, ellerinden
İttim kadınını, ama ayaklarımdı götüren
İffetli olmak yasaklanmalı, günaha gidiyorum
İplerini salmışım aklımın, salımın
İlmik ilmik saydım sabrımı.

Nefesimdin benim ciğerlerime dolan
Ne beni bırakırdın ne içimi
Nefretle büyüyorsun şimdi orada
Naif kaburgalarım kırılıyor kabalığından
Nerde o üzerinden geçtiğimiz dokunuşlar.

Aşığım ben… Aşık.
Artık demiştim yeter yetmeli
Ancak ellerimdi izin vermeyen
Akıl değil, bu bir bilinçaltı meselesiydi
Affedemezsin, hatırlamıyorum kana bularken elimi.

Yalnız, yokluğunda seni üzecek bir şeyim var
Yakarışlar boşunadır, kimse merhametli değildir burada
Yanıyor, kıvrılıyor, ağır ağır ölüyor
Yosunlar öpmek için fazla kaygan dudaklarımla
Yitirdiğini anlayamadın mı hala, derin sularda.

Eskilere dönmemeye ant içmişim
Erkeksen gelmeliydin ama sen kulaç atmadın bile
Eteklerim değil, etekleriniz tutuşmuş
Evet biliyorum ki özleyeceksin gözlerimle sevişimi
Ellerin ulaşamasa da onlar olduğum yerden daha yeşil.

Tamir edilemez hasarlarla bırakıyorum hepinizi
Tehlikeye inancımdan feda ettim kendimi
Tonların altında ezildikçe şimdi
Taraklarımı kırdım, saçlarım kutluyor
Terk edişim işte başlıyor..

not 1: şiir, 7 fotoğraflık deneysel bir projedir.
not 2: ha bir de ilk şiirim oluyor kendileri.
he smelled and said;
"this is heaven".

23 Ocak 2010 Cumartesi

dışa vurum dedikleri.

gökkuşağı yiyip kelebekler kusuyorum.
ve o kadar mutluyum ki;
bir daha kusuyorum.

20 Ocak 2010 Çarşamba

karamelli şeyleri severim. dilin gibi.

Uzaylılar geldi. Baş aşağıydım, 'Patronunuzdan Zam İsteme Üslubu ve Taktikleri'ni okuyordum. Uzaylılar geldi uzaylılar. Bacak bacak üstüne atmış filtresiz camel'larıyla 3 adet zavallı ciğerlerini zehirlerken bana "sevgi yok" dediler.
+ iyi burda da yok.
- frekanslarımız farklı.
+ biliyorum.
zimmer dedim içimden; eğer bir şey ne kadar iğrenç görünüyorsa tadını o kadar çok bilemiyorsak, bugün zevkle yamyamlığa başlıycam.

stay right be polite'dan sonra yağan yasa.

- Yiyecekle girmiyoruz.
+ O elinde tuttuğu yiyecek değil masa zaten.
Gördüğünle görmek istediğin arasındaki iğrenç farklar şu an cheesecake yememi engelliyor Scarlett. Kendini 50 metreden aşağı atarken hesaba katmadığı balkona düştü ve boynu kırıldı. Aferin. Sana ödül vericekler. Atmosferler ve asfaltlarla şu son zamanlarda pek sıkı fıkıyız. Ara ara ölürüm ben zaten. Açıkçası boynu kırılan da bendim. Sizi cheesekekledim.
O değil de Scarlett deme bana artık.

12 Ocak 2010 Salı

seren'in gözlüklerinden yansıyan bir mavimsilik.

elimde kalanlarla ilgili bir gökyüzü içtim. midemde saçmalıyor ve de kusturuyor. sarmal galaksiler bağırsaklarımı deştikçe, bulutsular öksürtüyor.
en azından; elimde kalan bir şeyler var.